Namusa dayalı suç nedir?

Namusa dayalı şiddet ve baskının amacı namus, namussuzluk, utanç ve utanmazlık gibi kavramlara ilişkin kolektif norm ve değerleri korumaktır. Bu bağlamlar açısından namus, erkek bireyin değerini ve saygı görme hakkını temsil eder.

Namus bağlamında, bir erkeğin namusu, ilgili kadınların bedenlerini, davranışlarını ve cinselliklerini kontrol etme becerisiyle belirlenir. Bir kişinin yakını olan bir kadın, grubun namus normlarını ve değerlerini ihlal ederse bu erkek birey için utanç kaynağı olur. Namusa dayalı şiddet ve baskının amacı, sorgulanan veya ihlal edilen namusu korumak veya kurtarmaktır. Grup; aile, akraba, kabile veya benzer nitelikteki başka bir gruptan oluşabilir.

Namus kavramı

Birçok bağlamda namus, olumlu bir şey olarak kabul edilir. Bireyci toplumlar, namusu dürüstlük, doğruluk ve adil olma gibi özelliklerle ilişkilendirir. Bunlar, toplumun tüm üyelerinin sahip olabileceği özelliklerdir. Dolayısıyla bireyselliğe dayalı bir toplumda herkes namus sahibi olabilir. Ancak kolektivist toplumlarda sadece erkekler namus sahibi olabilir. Bu toplumların görüşüne göre kadınlar, hayatlarındaki erkeklerin namus sahibi olabilmesi için çok mütevazı olmalı ve vücutlarını teşhir etmemelidir. Başka bir deyişle namus kültüründe utanç hâkimdir. 

Namus kültürünün normları

Namus normları; aynı zamanda ailenin itibarının ve saygınlığının, kadın aile üyelerinin gerçek ya da iddia edilen davranışlarına, yani yaygın namus kültürünün bekâret ve iffet ideallerine göre kabul edilebilir olan hususlarına ne kadar bağlı kaldıklarına dayandığı fikrini de içerir. Evli olmayan kızların ve kadınların cinsel faaliyette bulunmadan önce evlenene kadar beklemeleri beklenirken, evli kızların ve kadınların evlilik dışı cinsel ilişkiden sakınmaları beklenmektedir.

Kendimi kapana kısılmış hissediyorum. Bir zamanlar çok değer verdiğim bir erkek arkadaşım vardı. Tüm hayatımı mahvettiler. Onu bir daha asla göremeyeceğim.

Yapamadığım her şey, Çocukları Kurtarın Vakfı raporuna göre

Kontrol ve otorite

Otorite ve kontrol, namusa dayalı baskının merkezi bileşenleridir. Kısıtlamalar, yasa dışı tehditler, duygusal şantaj, aşağılama ve çeşitli istismar biçimleri baskı oluşturmaktadır. Baskı ile örneğin psikolojik şiddet arasında çoğu zaman ince bir çizgi vardır.

Namusa dayalı baskının amacı, kadın akrabalar üzerinde kontrol uygulayarak onların bir erkeğin ya da ailenin, akrabaların veya topluluğun namusuna halel getirecek şekilde davranmalarını engellemektir. Dolayısıyla namusa dayalı baskı, bir otorite kullanma aracıdır.

Namusa dayalı baskı bağlamında, çocuklarıyla ilgili neredeyse her şeye ebeveynlerin karar vermesi yaygın bir durumdur. Bu kararlar arasında çocukların nasıl giyinecekleri konusunda izin verilmesi, kimlerle vakit geçirmeleri konusunda izin verilmesi, ne tür bir eğitim alacakları ve ne tür eğlence faaliyetlerine katılacaklarına izin verilmesi gibi hususlar yer alabilir. Aynı zamanda kız ve erkek çocukların yanı sıra kadın ve erkeklerin evde, okul öncesi eğitimde, okulda ve boş zaman aktivitelerinde fiziksel ve sosyal olarak birbirden ayrı tutulması hususu da gündeme gelebilir.

Namus bağlamında, bir grubun üyesini dışlamak ve görmezden gelmek de bir baskı unsuru oluşturabilir. O kadın aptal, fahişe gibi aşağılayıcı veya istenmeyen ifadelerle anılabilir. Bununla birlikte bu durum grubun diğer üyelerinin, savunmasız kişinin hayatını çekilmez hale getirme olasılığı gibi çeşitli tehditleri de içerebilir.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin 12. Maddesi şu şekildedir:

Bu sözleşme; devletlerin, kendi fikirlerini oluşturabilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren tüm konularda bu fikirleri özgürce ifade etme hakkı tanımasını gerektirmektedir. Çocuğun yaşına ve olgunluk düzeyine uygun olarak çocuğun bakış açısına ağırlık verilmelidir.

Genellikle bu durum cinsiyete bağlı olarak değişiklik gösterir. Namus bağlamında kız çocukları ve kadınlar, genellikle erkek çocuklarına ve erkeklere kıyasla daha sıkı bir şekilde denetim altındadır ve kısıtlamaya tabidir.

Örneğin baskı, bir çocuğun veya yetişkinin kendi iradesi dışında zorla veya baskı altında evlendirilmesini içerebilir. Ayrıca bu baskı, kızların ve kadınların erkek çocuklarıyla ve erkeklerle sosyalleşmesine izin verilmediği veya evden çıkarken her zaman bir erkeğin onlara eşlik etmesi gerektiği anlamına da gelebilir.

İstenmeyen davranışlarda bulunmanın bir sonucu olarak bir kişi, namusla ilgili bir baskıya maruz kalabilir. Daha sonra grubun diğer üyeleri, örneğin, o yokmuş gibi davranabilir. Savunmasız birey, ayrıca dışlanabilir veya çirkin isimlerle çağrılabilir.

Bir erkek çocuğunu kız kardeşlerini kontrol etmeye ve kısıtlamaya zorlamak şeklinde, bir aile bireyini ya da akrabayı diğerine baskı yapmaya zorlayarak da namusa dayalı baskı uygulanabilir. Bu tür durumlarda hem erkek hem de kız evlatlar namusla ilgili çeşitli baskılara maruz kalmaktadır.

Kısıtlamalar

Çocuklar ve ergenler genellikle çeşitli kısıtlamalarla yaşarlar. Yetişkinlerin dünyası sınırlar koyar ve çocuklar ile ergenlerin bu kurallara uyması beklenir. Veliler, çocuklarla ilgili çeşitli konularda kısıtlamalar koyma ve kararlar alma yetkisine sahiptir. Ancak çocuklar ve ergenler de kendilerini etkileyen konularda görüş bildirme ve katılım hakkına sahiptir.

Çocukların kendi hayatlarını etkileme fırsatları yaş ve olgunlukla birlikte artmalıdır. Saygılı bir ortamda yaşayan çocuklar ve ergenlerin büyüdükçe yaşam alanlarının daralması yaygın bir durumdur; bu durum özellikle, adet görmeye başladıklarında özgürlükleri genellikle büyük ölçüde kısıtlanan kız çocukları için geçerlidir.

Ebeveyn sorumluluğunun kabul edilebilir bir şekilde uygulanması ile çocukların ve ergenlerin temel özgürlük ve haklarının ihlal edilmesi arasındaki sınırı belirlemek zor olabilir. Ebeveynlerin çocukları üzerindeki kısıtlamaları her zaman mantıklı olmayabilir. Kısıtlamalar, ebeveynlerin çocuklar üzerinde, çocukların kendi hayatlarına dâhil olma ve kendi hayatları hakkında karar verme haklarını ihlal edecek şekilde kontrol uygulamalarına neden olabilir.

Arkadaşlarımla yüzmeye gitmeyi çok istiyorum. Ben de herkes gibiyim. Ama benim ne mayom ne de bikinim var.

Yapamadığım her şey, Çocukları Kurtarın Vakfı raporuna göre

Çocuklar, yetişkinlerle aynı özgürlüğe sahip olmasalar da belirli haklara sahiptir. Çocukların katılım hakkı, toplumdaki yasal ve sosyal statülerinin bir ifadesidir. Çocuk Hakları Sözleşmesinin ilkelerinden biri, çocukların kendilerini etkileyen konularda dinlenilme ve katılım hakkına sahip olmalarıdır. Yetişkinler, çocuk haklarıyla ilgili tüm konularda çocukların katılım haklarını göz önünde bulundurmalıdır.

Namus baskısına maruz kalan çocuk ve ergenlerin aynı yaştaki akranlarıyla ilişki kurmaları sıklıkla yasaklanmaktadır. Ayrıca boş zamanlarında ziyaret etmelerine izin verilen yerler, katılmalarına izin verilen dersler ve giymeleri gereken kıyafetler konusunda da kısıtlanabilirler.

Engelliler veya kendilerini LGBTQI olarak tanımlayanlar gibi özellikle hassas gruplara mensup çocuk ve ergenler için durum daha da karmaşık hâle gelebilir. Örneğin aile, savunmasız bir erkek çocuğunun cinsel yönelimi gibi hassasiyetini keşfettiğinde kontrolün artması söz konusu olabilir.

Şiddet

Namusla ilişkilendirilen şiddet; fiziksel, psikolojik, maddi, cinsel veya sembolik ya da bu ifade biçimlerinin bir birleşimi olabilir.

Fiziksel şiddet

Fiziksel şiddet, öncelikle mağduru acıya veya fiziksel zarara maruz bırakan çeşitli istismar biçimlerinden oluşur. Şiddet; tekme atma, yumruk atma, kızgın demirle dağlama, saç çekme ve sözde asit saldırılarını içerebilir.

Namus bağlamında zorla tıraş etme, çeşitli organları sakatlama veya asit saldırısı gibi yollarla mağdurun görünümünü bozma gibi ritüel unsurlar fiziksel şiddette yaygın olan durumlardır. Ritüelistik unsurun bir başka biçimi de şiddet eylemlerini gerçekleştirmek için süpürge, ayakkabı çekeceği veya terlik gibi iffetsizlikle ilişkilendirilen nesnelerin kullanılmasıdır.

Ritüel unsurların amacı, mağduru kolektif topluluktan dışlamak ve faili eylemlerinin ahlaki sorumluluğundan temize çıkarmaktır.

Psikolojik şiddet

Psikolojik şiddet sıklıkla fahişe, geri zekalı, değersiz ve istenmeyen gibi aşağılayıcı küfür ve hakaretlerden oluşur. Buna ek olarak, mağdur çapraz sorguya, çeşitli şekillerde aşağılanmaya ve hor görülmeye, sosyal dışlanmaya ve çeşitli cezalarla tehdit edilmeye maruz kalabilir.

Psikolojik şiddet olarak sınıflandırılabilecek eylemlerin, mağdurun aşağılanması veya ceza tehdidiyle kontrol edilmesi gibi baskıcı davranışlarla üst üste gelmesi yaygındır.

Maddi şiddet

Ekonomik şiddet olarak da bilinen maddi şiddet, hem mağdurun kendi parasını yönetmesinin yasaklandığı kısıtlamaları hem de mali şantajı içerebilir. Mali şantaj failin, mağdurun ailesine veya akrabalarına onları utandıracak bir şey yaptığını söylememesi karşılığında para almaya zorlanmasıyla ortaya çıkabilir.

Cinsel şiddet

Namus bağlamında tecavüz, ensest, bekâret testi, genital sakatlama, kızlık zarı ameliyatı ve cinsel taciz, cinsel şiddet örnekleridir. Çocuk yaşta ve zorla evlilikler sıklıkla cinsel şiddetle bağlantılıdır.

Namus bağlamındaki cinsel şiddetin iki yönü olabileceği için özellikle zorlayıcı olabilir. Suçun mağduru, cinsel istismara maruz kalmanın yanı sıra, ailesinin, akrabalarının veya toplumun istismarı öğrenmesi halinde ek cezalara maruz kalma riskiyle karşı karşıyadır.

Sembolik şiddet

Bir kişinin eşyalarını tahrip etmek veya hayvanına zarar vermek gibi çeşitli türlerdeki zararlar sembolik şiddet örnekleridir. Bu eylemler sıklıkla namus adına işlenen fiziksel şiddette bulunan ritüel unsurlara benzemektedir.

Namusa dayalı baskı suçtur

1 Haziran 2022 tarihinde namus baskısı, İsveç'te bir suç hâline gelmiştir. Namus baskısı, bir kişinin, ailenin, akrabaların veya benzer bir grubun namusunu korumak veya kurtarmak amacıyla işlenen çeşitli suç eylemlerini ifade eder. Bir kişi belirli türde suçlar işlemişse ve eylemler mağdurun bütünlüğünün tekrarlanan ihlalinin bir parçasıysa ve mağdurun öz saygısına ciddi şekilde zarar vermeyi amaçlıyorsa, suçların namus saikiyle işlendiği varsayılarak fail bir ila altı yıl arasında hapis cezasına çarptırılabilir.

Namus baskısı hükmü, tüm suçlar için geçerli değildir. Namus baskısına yönelik suç teşkil edebilecek fiiller, Ceza Kanununun cezai hükmünün 4. Bölüm 4. Kısmında yer alan bir liste ile sınırlandırılmıştır. Ceza Kanununun 3, 4, 6 ve 12. Bölümleri, 5. Bölüm, 1 veya 2. Kısımları ve temas yasağına ilişkin (1988:688) sayılı Kanunun 24. Kısmının ihlali ile ilgilidir. Bu nedenle saldırı, yasa dışı tehdit, cinsel taciz ve mala zarar verme gibi suçların yanı sıra temastan men kararının ihlali de söz konusu olabilir.

Örneğin namusa yönelik baskı suçu, başka bir kişiyi küçük çaplı istismara, yasa dışı tehditlere ve mala zarar vermeye maruz bırakan bir kişinin, suçlarının arkasında namus saiki varsa daha ağır bir cezaya çarptırılabileceği anlamına gelir.

Yeni suç, tekrarlanan ve sistematik yapılan ihlallere uygulanmalıdır. Ancak cinayet, tecavüz ve kadın sünneti gibi en ciddi suçların, namus baskısı suçuna dâhil edilmesi amaçlanmamıştır. Ciddi şekilde huzuru bozma ve ciddi şekilde kadının huzurunu bozma suçlarının ele alınışına benzer şekilde, daha ciddi suçlar ayrı ayrı ele alınmalıdır. Bu nedenle sistematik olarak ve namus saikiyle işlenen daha az ciddi suçlarda failler, hem namus baskısı hem de tecavüz suçundan yargılanabilir. Daha ciddi suçların kovuşturulduğu durumlarda, namus suçlarının cezasının artırılması için daha önce ortaya konan gerekçe de uygulanabilir ve toplam ceza artırılabilir.

Zorla evlendirme ve çocuk yaşta evlilik

İsveç yasalarına göre, başka bir kişiyi evliliğe veya evlilik benzeri bir ilişkiye zorlamak yasa dışıdır. Zorla evlendirme suçunun cezası en fazla dört yıl hapis cezasıdır.

Ayrıca 1 Temmuz 2020 tarihi itibariyle İsveç'te çocuk yaşta evlilikler yasaklanmıştır. Dolayısıyla 18 yaşın altındaki bir kişiyle evlilik veya evlilik benzeri bir ilişki, ilişkinin nerede kurulduğuna bakılmaksızın İsveç'te yasa dışıdır. Suç işleyen çocuk değil, çocuğun evlilik veya benzeri bir ilişkiye girmesini sağlayan veya buna izin veren yetişkindir. Her kim bir çocukla evlenir ya da onun için bir düğün planlarsa o da bir suç işlemiş olur. Çocuk yaşta evlilik, en fazla dört yıl hapis cezası ile cezalandırılan bir suçtur.

Kadın sünneti

İsveç yasaları, etkilenen bireyin cinsel organını sakatlamak veya başka kalıcı değişikliklere neden olmak amacıyla dış kadın cinsel organına yapılan müdahaleleri yasaklamaktadır. Mağdurun bu prosedüre rıza gösterip göstermemesi önemli değildir.

Kadın sünneti, mağdura ciddi zararlar verebilecek zararlı bir uygulamadır. Kadın sünnetinin bir amacı da kız çocuklarının ve kadınların cinsiyetlerini acı ve utançla ilişkilendirerek cinselliklerini kontrol etmektir. Prosedür sıklıkla anestezi olmadan gerçekleştirilir.

Kadın sünnetinin çeşitli biçimleri veya dereceleri vardır. Klitorisin veya klitoral sünnet derisinin tamamen veya kısmen alınması en az invaziv genital sakatlama türünü oluşturur. Sonraki tür, labiaların da tamamen veya kısmen çıkarıldığını gösterir. İnfibülasyon olarak bilinen üçüncü türde, tüm dış genital organlar çıkarılır ve çevresindeki doku birbirine dikilerek idrar ve adet kanı için sadece küçük bir açıklık bırakılır.

Diğer genital sakatlama biçimleri arasında çeşitli kesme, kazıma, yakma veya "iğneleme" biçimleri yer almaktadır.

Kız çocukları ve kadınlar, genellikle cinsel olarak aktif olmadan önce kadın sünnetine maruz kalmaktadır. Sonuç olarak çocukların buna maruz kalması yaygındır. Kız çocuklarına ve kadınlara kadın sünneti uygulanmasının hiçbir tıbbi dayanağı yoktur.

Şiddet ve baskının diğer ortaya çıkış biçimleri

Namusa dayalı şiddet ve baskı pek çok farklı biçimde ortaya çıkabilir. Zorla evlendirmeler ve kadın sünnetinin yanı sıra, çeşitli tehdit ve şiddet biçimleri ile çeşitli baskı biçimleri de söz konusudur.

Dönüştürme girişimi

Saygılı bir ortamda yaşayan LGBTQI bireyler için baskı, bireyin gerçekte kendini tanımladığından farklı bir cinsiyet kimliği veya cinsel yönelime dayalı olarak yaşama baskısı şeklinde olabilir. Dönüştürme girişiminde aile veya akrabalar, karşı cinsten uygun bir eş seçebilir. Savunmasız kişinin belirli bir şekilde giyinmesinin veya belirli insanlarla ilişki kurmasının yasaklanmasını da içerebilir.

Eğitim gezileri

Sözde eğitim gezileri, aile veya toplum normlarına uymayan çocukları ve ergenleri kontrol etmek için kullanılan namusa dayalı bir baskı biçimidir. Aile veya benzeri bir grup; çocuğu veya genci, örneğin akrabalarının veya çocuğu topluluğun değerlerine uygun olarak yetiştirebilecek topluluğun diğer üyelerinin yanında yaşamak üzere ebeveynlerinin doğduğu ülkeye gönderilmesi gerektiğine karar verir.

Yurt dışına çıkış yasağı

Bir çocuğun yurt dışına çıkarılmasını ve çocuk yaşta evlendirilmesini veya sünnete maruz kalmasını önlemek için yurt dışına çıkış yasağı konulabilir.

Bir çocuğun evlilik veya evlilik benzeri bir ilişkiye girmek ya da sünnete maruz kalmak amacıyla yurt dışına çıkarılması veya İsveç'ten ayrılması yönünde önemli bir risk varsa, Sosyal Yardım Kurulu çocuğa yönelik yurt dışına çıkış yasağı talep edebilir. Talep idare mahkemesine yapılır.

Acil durumlarda, sosyal yardım komitesi geçici bir seyahat yasağı koyabilir ve daha sonra bu durum, seyahat yasağının uygulanıp uygulanmayacağına karar verecek olan idari mahkemeye bildirebilir.

Verilmiş olan bir seyahat yasağı, yasağın hâlâ gerekli olup olmadığının belirlenmesi için düzenli olarak gözden geçirilmelidir. Seyahat yasağı, çocuk artık risk altında olmadığında kaldırılmalıdır.

Ergenlerin bakımına ilişkin özel hükümler içeren (1990:52) sayılı yasaya göre, LVU, yurt dışı yasağının velayet veya başka bir tedbirle birleştirilmesine gerek yoktur.

Daha ağır cezalar için namusla ilgili gerekçeler

1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren İsveç'te namus saikiyle işlenen suçların cezalarının artırılmasına yönelik bir dayanak bulunmaktadır. Bu, bir failin cezasını belirlerken mahkemelerin, suçun saikinin bir kişinin, bir ailenin, bir akrabanın veya benzer başka bir grubun namusunu korumak veya kurtarmak olup olmadığını dikkate alması gerektiği anlamına gelir. Eğer namusla ilgili bir saik söz konusuysa bu, söz konusu suç için normalde olması gerekenden daha ağır bir cezayla sonuçlanması gereken ağırlaştırıcı bir durumdur.

Mahkemelerin bir suçun cezasını artırabilmesi için suçun saiklerinden birinin namusla ilgili olması yeterlidir. Sonuç olarak namusu korumak veya kurtarmak, suç için tek veya asıl saik olmak zorunda değildir.

Cezanın artırılmasına ilişkin gerekçenin aksine, yeni namus baskısı suçunun ihdas edilmesi, polis ve savcıların namusun sebep olduğu suçları daha etkin bir şekilde soruşturmasına olanak tanımaktadır. Bu hususi suç, namusla ilgili bir saikin suçlara neden olup olmadığı sorusunun soruşturma boyunca dikkate alınmasını ve belgelenmesini sağlar.

Suç sonucu sınır dışı edilme

Namusla ilgili bir suç işleyen bir kişi, sorumlu olduğu suçla orantılı bir ceza alma riskiyle karşı karşıyadır. Zorla evlendirme ya da çocuk yaşta evlendirmenin cezası en fazla dört yıl hapis cezasıdır. Evlilik seyahati hakkında yanlış beyanda bulunma suçu için azami ceza iki yıl hapistir. Yeni namus baskısı suçunun cezası asgari bir yıl, azami altı yıl hapis cezasıdır. Genital sakatlama suçları için verilen cezanın uzunluğu, suçun hafif suç, normal derecede suç veya ağır suç olmasına göre değişmektedir. Ciddi bir suç için azami ceza on yıl hapis cezasıdır.

Eğer suçlu AEA'da ikamet etmeyen bir yabancıysa İsveç'ten sınır dışı edilebilir. Bir kişi hapis cezasına yol açabilecek bir suçtan hüküm giyerse sınır dışı edilme olasılığı vardır. Namusla ilgili bir suçtan hüküm giyen bir yabancı, İsveç'ten sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıyadır.

Suç işlemiş bir yabancının sınır dışı edilip edilmeyeceğine karar verirken mahkeme, kişinin İsveç toplumuyla olan bağlarını göz önünde bulundurmalıdır. Buna ek olarak mahkeme, hüküm verirken sanığın işlediği suç nedeniyle İsveç'ten sınır dışı edilmesinden etkilenip etkilenmeyeceğini de göz önünde bulundurmalıdır. Bu, özel koşulların gerektirmesi halinde mahkemenin suç için öngörülen cezadan daha az ağır bir ceza verebileceği anlamına gelir.